New York’ta Beş Minare Hakkında
S
ezonun merakla beklenen ve belkide en ses getiren projesiydi New York’ta 5 Minare.Yavuz Turgul’un Şener Şenli , Cem Yılmazlı Av Mevsimi’nin bile önüne geçti.Önemli bir gişe başarısı yakalamış durumda zaten şuanda.Filmi izleme fırsatı buldum.Genel anlamda beğensemde Mahsun Kırmızıgül’ün önceki filmlerinden çok ileride bir yapım olmadığını söyleyebilirim.
Bazı noktalar da dikkat çekici sıkıntılar olduğu açık.Mahsun Kırmzıgül’ün bence en temel sorunu oyunculuk yada yönetmenlikten ziyade senaryo yazma safhasında. Sinemaya adım attığı günden beri geniş kapsamlı , hemen herkesi ilgilendiren öyküler anlatmaya çalışıyor.Neredeyse her diyologda bir mesaj verme kaygısı sezinlemek mümkün. Güneşi Gördüm’de bunu epeyce hissetmiştik ama bu kez işin ayarı iyice kaçmış. Mesaj verme kaygısı özellikle diyaloglarda yapaylığın hissedilmesine neden oluyor.Karakterlerin arasında geçen konuşmalarda ortaya çıkan yapmacık hava kötü bir tat veriyor. Senaryonun içinde bulunduğu mesaj kaygısı karakterlerin etksini de oldukça azaltıyor.Örneğin Robert Patrick’in canlandırdığı karakter. Adamcağıza eleştiri yapmak istemiyorum çünkü kendisine öylesine yavan ve tabiri caizse karton bir karakter verilmişki katabileceği hiçbirşey yok.Karakter baştanaşağı klişe kokuyor.İslam karşıtı ve her müslümanı terörist kabul eden ve bunu açıkça hareketlerine yansıtmaktan kaçınmayan , kardeşini 11 Eylül saldırısında kaybetmiş acımasız FBI ajanı.Son derece sıradan ve ucuz.
Filmde öylece görünen ve tek amacının senaryoda bir görevi yerine getirmek olduğu belli olan karakterler var.Hadi onlar bir yere kadar kabul edilebilir. bunların dışında bir yığın alakasız ve bu neden gösterildi denebilecek karakter ve sahne var filmde.Ben özelliklere bunkara takıldım.Mesela Ali Sürmeli’nin canlandırdığı karakter.Filmdeki işlevi neydi çözebilmiş değilim.Bir ara toplu halde zikir töreni yaptı cemaatiyle.O sahne niye çekilmiş mesela.Film boyunca karaktere birşekilde geri dönülecek diye bekledim , ama yok öylece kaldı.Dikkat çeken tek karakter var oda ‘Hacı’.Bunda etkili olan ise senaryodan çok Haluk Bilginer’in usta oyunculuğu.Danny Glover gibi bir isim bile kullanılamamış.Filmden önce birkaç karelik ufak bir rolü olduğunu düşündüğüm Danny Glover’ın filmin başlıca karakterlerinden birini canlandırıyor.Rolü ne kadar olursa olsun can verememiş karakterine usta oyuncu derinlik katamamış.Zaten katabileceği birşey de yok.Film boyunca aynı replikleri tekrarlayıp durdu sanki.
Filmin birkaç yerinde , belki biraz ağır kaçacak ama saçma denebilecek sahneler vardı.Mesela Hacı’nın Türkiyeye gönderilmek üzere bir nakil aracı içinde havaalanına götürüldüğü sahnede 2 siyahi polisin hareketleri.Yüksek sesle müzik dinleyip , bir yandanda aracın içinde dans etmeleri.
İnterpol’un kırmızı bültenle aradığı , pekçok ölümle sonuçlanan terör eyleminin azmettiricisi olarak tutuklanan bir zanlı taşınırken öyle bir olayın gerçeklebilmesi mümkün mü?
Filmin sonu hakkında bilerek yada bilmeyerek fazlaca ipucu verilmişti.Çekiciliği zayıflatan bir etken olarak düşünüyorum.Film bu nedenle tahmin edilebilir sürpriz! bir sona sahip.
Senaryo aslında temel olarak fena değil ve ilgi çekici bir tarafı var.Ama bir fikri senaryo haline getirip sinema filmi yapmak çok farklı birşey.İşin bu kısmında Mahsun Kırmızıgül’ün ciddi şekilde yardım alması lazım.Özellikle diyaloglar konusunda.
Yönetmen koltuğundaki Mahsun Kırmızıgül , senarist Mahsun Kırmızıgül’den farklı bir performans göstermiş.Burada filmin kullandığı kaynağın diğer filmlerine göre fazla olmasının da etkisi mutlaka olmuştur.Prodüksiyon anlamında başarılı bir iş olmuş.Görüntü yönetimide oldukça iyi. Bunun dışında özellikle çatışma sahneleri dikkat çekiciydi.
Aslında filmi ikiye ayırmak mümkün.Amerikada geçen bölüm ve Türkiyede geçen bölüm.Filmin Türkiye bölümü daha ilgi çekiciydi sanki.Özellikle son yarım saat.Filmin son sahnelerini oldukça beğendim.Duygusal yoğunluğun hadsafhada olduğu iyi çekilmiş sahnelerdi , etkiliyiciydi.
Film sezonun en iddialıydı yapımı.Bu kadar eleştirmemin sebebi bu aslında.Bunca beklentiden sonra beklentilerimin karşılanmaması.Yoksa Mahsun Kırmızıgül’ün kendisini şuan taşıdğı noktayı kim inkar edebilir?Türk sinemasının kabul gören ve yaptığı işler merakla beklenen bir ismi artık Kırmızıgül.Daha önceki işleri insanlar tarafından ılımlı bir bakış açısıyla değerlendiriliyordu.Deyim yerindeyse hoşgörülü davranılıyordu kendisine.Ama şuan bulunduğu noktada kendisi artık önemli bir sinema insanı ve yönetmen olarak önemli bir noktaya gelsede senarist yönünü geliştirmeli.Son olarak gelecekteki filmlerinde oyunculuk olarak yer almaması bence daha uygun olur.En azından ana karakterlerden birini canlandırmasın.Çünkü zayıf oyunculuğu filme negatif etki ediyor.Filmde kendisi yerine daha iyi bir oyuncu kullansa New York’ta 5 Minareyi daha yukarı çıkarabilirdi.Hacı’dan sonra en dikkat çekici karakter olan komiser Fıratı canlandıryor Mahsun Kırmızıgül .Komiser Fırat gerektiği gibi , izleyiciyi istenilen seviyede etkileyebilen bir karakter olamamış.
Film ne kadar zayıf tarafları olsada bence görülmesi gereken bir yapım.Mahsun Kırmızıgül’ün beyazperdedeki gelişim sürecini izlemek bile keyif verici.






Turta








